16.08.2008, 01:19 PM
Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi (عثمانليجة ya da لسان عثمانى, Lisan-ı Osmani), Osmanlı Devleti döneminde kullanılan Türkçe yazı diline verilen addır. Arap alfabesi'nin Farsça ve Türkçe'ye uyarlanmış bir biçimi ile yazılır (bknz:Osmanlıca harfler).
Türkçe, tarih boyunca çok geniş bir alanda konuşma ve yazı dili olarak yaşamıştır. Bunun sonucu olarak da Kuzey Türkçesi (Kıpçakça), Doğu Türkçesi (Çağatayca) ve Batı Türkçesi gibi yazı dilleri ortaya çıkmıştır. Batı Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Azerî Türkçesi diye iki kolda gelişmiştir. Osmanlı Türkçesi, 24 Oğuz boyunun konuştuğu Oğuz şivesine dayanmaktadır.
Osmanlı Türkçesi’ne, ilim adamlarımız tarafından Tarihî Türkiye Türkçesi denilmesine rağmen söyleniş kolaylığı sebebiyle olsa gerek Osmanlıca adı yerleşmiştir. Osmanlıca da kendi arasında kronolojik esasa göre sınıflandırılmıştır:
1- Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi): XI. yy.’dan, XV. yy. sonuna kadar,
2- Klasik Osmanlıca: XVI. yy.’dan, XIX. yy.’ın ikinci yarısına kadar,
3- Yeni Osmanlıca: XIX. yy.’ın ikinci yarısından XX. yy.’a kadar.
XX. yy. başlarında gelişen Türkçülük hareketi dilde Türkçülük fikrini doğurmuş ve Modern Türkiye Türkçesi dönemi başlamıştır. 1928 yılında yapılan Harf İnkılabı ile Latin alfabesinin kullanılmaya başlaması ile Osmanlıca’nın kullanımı son bulmuştur.
Osmanlıca, Arapça ve Farsça’nn belirli ölçü ve kurallar içerisinde Türkçe ile birleşmesinden doğmuş, bu yazı ile verilen eserlerle bir medeniyet yazısı halini almıştır.
Osmanlı Devleti’nin yıkılışının ardından kullanımdan kalkmıştır. Ancak Türk Tarihi’nin son 1000 yılına yakın bir dönemi bu yazı ile yazılmış olduğu için bu yazı araştırmacılar, edebiyatçılar ve tarihçiler tarafından birinci derecede önemli ve bilinmesi zorunlu bir dildir.Osmanlıca Hakkında
(Yılmaz KURT, Osmanlıca Dersleri 1, Akçağ Yayınevi, 5. Baskı, Ankara 1999, S.1)
Osmanlı yönetici sınıfının ve eğitimli seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat dili olan Osmanlıca, günlük hayatta konuşulan bir dil olmamıştır. En belirgin özelliği, Türkçe cümle altyapısı üzerinde, İslam dünyasının klasik kültür dilleri olan Arapça ve Farsça'yı serbestçe kullanma imkânı tanımasıdır. Günlük dilden farklı ve karmaşık kuralları olan bu dili ustalıkla yazma becerisine inşa adı verilir. Bu beceri uzun bir eğitim süreci ile kazanılırdı.
Osmanlı yazı dili 15. yüzyıl ortalarında biçimlenmeye başladı ve 16. yüzyıl başlarında klasik biçimine kavuştu. 19. yüzyıl ortalarından itibaren gazeteciliğin ve Batı etkisindeki edebiyatın gelişmesiyle hızlı bir evrime uğrayan Osmanlıca, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından kısa bir süre sonra gerçekleştirilen Harf Devrimi (1928) ve Dil Devrimi (1932-) sonucunda kullanımdan kalktı.
Türkçe, tarih boyunca çok geniş bir alanda konuşma ve yazı dili olarak yaşamıştır. Bunun sonucu olarak da Kuzey Türkçesi (Kıpçakça), Doğu Türkçesi (Çağatayca) ve Batı Türkçesi gibi yazı dilleri ortaya çıkmıştır. Batı Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Azerî Türkçesi diye iki kolda gelişmiştir. Osmanlı Türkçesi, 24 Oğuz boyunun konuştuğu Oğuz şivesine dayanmaktadır.
Osmanlı Türkçesi’ne, ilim adamlarımız tarafından Tarihî Türkiye Türkçesi denilmesine rağmen söyleniş kolaylığı sebebiyle olsa gerek Osmanlıca adı yerleşmiştir. Osmanlıca da kendi arasında kronolojik esasa göre sınıflandırılmıştır:
1- Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi): XI. yy.’dan, XV. yy. sonuna kadar,
2- Klasik Osmanlıca: XVI. yy.’dan, XIX. yy.’ın ikinci yarısına kadar,
3- Yeni Osmanlıca: XIX. yy.’ın ikinci yarısından XX. yy.’a kadar.
XX. yy. başlarında gelişen Türkçülük hareketi dilde Türkçülük fikrini doğurmuş ve Modern Türkiye Türkçesi dönemi başlamıştır. 1928 yılında yapılan Harf İnkılabı ile Latin alfabesinin kullanılmaya başlaması ile Osmanlıca’nın kullanımı son bulmuştur.
Osmanlıca, Arapça ve Farsça’nn belirli ölçü ve kurallar içerisinde Türkçe ile birleşmesinden doğmuş, bu yazı ile verilen eserlerle bir medeniyet yazısı halini almıştır.
Osmanlı Devleti’nin yıkılışının ardından kullanımdan kalkmıştır. Ancak Türk Tarihi’nin son 1000 yılına yakın bir dönemi bu yazı ile yazılmış olduğu için bu yazı araştırmacılar, edebiyatçılar ve tarihçiler tarafından birinci derecede önemli ve bilinmesi zorunlu bir dildir.Osmanlıca Hakkında
(Yılmaz KURT, Osmanlıca Dersleri 1, Akçağ Yayınevi, 5. Baskı, Ankara 1999, S.1)
Osmanlı yönetici sınıfının ve eğitimli seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat dili olan Osmanlıca, günlük hayatta konuşulan bir dil olmamıştır. En belirgin özelliği, Türkçe cümle altyapısı üzerinde, İslam dünyasının klasik kültür dilleri olan Arapça ve Farsça'yı serbestçe kullanma imkânı tanımasıdır. Günlük dilden farklı ve karmaşık kuralları olan bu dili ustalıkla yazma becerisine inşa adı verilir. Bu beceri uzun bir eğitim süreci ile kazanılırdı.
Osmanlı yazı dili 15. yüzyıl ortalarında biçimlenmeye başladı ve 16. yüzyıl başlarında klasik biçimine kavuştu. 19. yüzyıl ortalarından itibaren gazeteciliğin ve Batı etkisindeki edebiyatın gelişmesiyle hızlı bir evrime uğrayan Osmanlıca, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından kısa bir süre sonra gerçekleştirilen Harf Devrimi (1928) ve Dil Devrimi (1932-) sonucunda kullanımdan kalktı.