Kavak Yelleri - Kavakyelleri.org

Tam Versiyon: fotoğraf ödülü verilen fotoğraf çok ilginç bir resim
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
Sayfa: 1 2
[Resim: vednyahaladnyor2ib1bh.jpg]
sağol cnm paylaşım için çoğu kişi biliyor..! fotoğrafçının yerinde olsaydım o fotoğrafı çekip ödül alcağıma o küçücük çocuğn ölmesine izin vermezdm kendi suyumu verirdim intihar ederek iyi yapmış çünkü hatasını anlamış..!
bunu bnde biliyrum...fotoğrafçının intihar etmesine üzüldüm çünkü bunun dewamında çocuk yemek kampına varmayı başarmış ve hayatta kalmıştı bu çok büyük bi vicdan azabı ama intihar etmek çözüm deill onun yerine afrikada bu çocuk gibi onlarca çocuk var...onlara yardım edebilirdi
paylaşım için saol
Bu fotoğrafı görmüştüm ve uzunca bir süre etkisinden çıkamamıştım.. Paylaşım için sağol..
Bu olayı anlatan bir yazı:

İnsanlık, bazen silahı bırakmaktır. Bazen affetmektir. Bazen konuşmamaktır. İnsanlığımız ölmediği müddetçe “yaşamak” denen o coşkulu süreçten tat alabiliriz.

Aşağıda okuyacağınız öykünün sebep olduğu, Kevin Carter’in çektiği ve 26 Aralık 1993’te New York Times gazetesinde yayınlanan fotoğrafı ilk gördüğümde aylarca aklımdan çıkmadı. Bazen oldu insanlığımdan utandım. Bazen oldu yediğim yemek boğazımda düğümlendi.

Lütfen bu öyküyü okuduktan sonra siz de düşünün. Sonra o anlamlı fotoğrafa bakın. Ve kendi çocuklarınıza. Gördükleriniz, hissettiklerinizle yarışıyorsa yaşıyorsunuz demektir.

Yıl 26 Aralık 1993, New York Times gazetesi. Büyük bir heyecanla yayınlanan fotoğraf ve Kevin Carter’ın başına gelenler…

1993 yılının Mart ayıdır. Güney Afrikalı bir foto muhabiri açlık ve iç savaşı görüntülemek için Sudan’a gelir. Amacı en güzel resmi çekip ödül üstüne ödül almaktır.

Sudan’a geldiğinde hayalinin üzerinde kötü manzaralarla karşılaşır. Tam bir sefalet, tam bir yokluk. Manzara gerçekten dehşet vericidir; saatte ortalama yirmi insan açlıktan ölmektedir.

Buna hangi yürek dayanabilir?

Ama en güzel resmi çekmesi gerektiğini hiç unutmaz foto muhabirimiz. Gördüğü her manzarayı fotoğraf makinesinin kareleri içine alır. Günlerce, haftalarca dolaşır. Ama aradığı pozu bir türlü bulamaz. Artık ümidini iyice kestiği bir anda…

Evet tam o esnada…

O da ne?

Bir çalılığın dibinde yerde yatan küçük bir kız çocuğu… Karnı açlıktan dışarı fırlamış ve ölümün kendisine geleceği zamanı bekliyor.

Bu manzara foto muhabiri için bulunmaz bir fırsattır. Hemen kendisine uygun bir yer bularak fotoğraf makinesini ayarlar. Tam çekeceği sırada daha ilginç bir misafirin geldiğini görür:

Bir akbaba…

O da gelip çocuğun beş altı metre ötesine konar. Muhabirin sevinçten adeta dili tutulur. “Bu müthiş bir olay olacak!” diye sevinir.

Muhabir yarım saat akbabanın kanatlarını açmasını bekler. Ama bir türlü akbaba kanatlarını açmaz.

Muhabir biraz daha bekledikten sonra akbaba ile küçük kız çocuğunu aynı karede görüntülemeyi başarır(!)

Foto muhabiri, resmini çektikten sonra akbabayı kovalar. Bir ağacın altına geçerek hüngür hüngür ağlamaya başlar. Çünkü aklına aynı yaşlardaki kızı gelmiştir.

Foto muhabiri ülkesine döner. Çektiği resim New York Times gazetesinde yayımlanır. Müthiş bir etki yapar. Sadece Amerika’da değil, dünyanın pek çok ülkesinde bu fotoğraf arka arkaya yayımlanır. Aylarca gündemden düşmez.

Foto muhabirimizin ise başlangıçta keyfine diyecek yoktur.

Sonra garip bir şeyler olur.

Gazeteye binlerce telefon gelir. Okuyucular akbabanın yanındaki o küçük kıza ne olduğunu sormaktadırlar.

Bu gelişmeler yaşanırken foto muhabiri muhteşem bir ödül alır. Kahramanımız görünürde amacına ulaşmıştır. Ama henüz film sona ermemiştir.

Huzursuz günler başlamıştır muhabirimiz için. Çünkü foto muhabiri o kız çocuğunu orda öylece bıraktığı için vicdan azabı çekmektedir. Yemeden içmeden kesilir önce. Bir süre yalnız yaşar. Ardından gelen huzursuzluk.

Ve sonuç…

Yüreği bu acıya dayanamaz, intihar eder.

İntihardan önce foto muhabiri bir arkadaşına, çocuğu kucağına alıp beslenme merkezine götürmediği için çok üzüldüğünü ifade etmiştir.


O ülkede çocukların oyuncakları yok.
Onlar ağladıklarında yanlarında annelerini bulamıyor.
Renkleri de bilmiyor onlar. Onlar ölüme terk ediliyor
Tıpkı o küçük kız gibi.
dünya ne kadaR acımasız bi yeR ya..!!
çok güsel dedin defne sana katılıyorum çok acımasız
resmi daha önce görmemiştim ve şu an halime daha çok şükrediyorum o çocuğun yerinde olmak istemezdim
fotoğrafçının yerinde ben de olsaydım o duyguları yaşasaydım intihar ederdim çünkü fotoğrafçının düşündüğü bu dünyada artık yaşanmaz gibi bi felsefe ...
aslım-pelinum demiş kibunu bnde biliyrum...fotoğrafçının intihar etmesine üzüldüm çünkü bunun dewamında çocuk yemek kampına varmayı başarmış ve hayatta kalmıştı bu çok büyük bi vicdan azabı ama intihar etmek çözüm deill onun yerine afrikada bu çocuk gibi onlarca çocuk var...onlara yardım edebilirdi
paylaşım için saol
gerçekten mii kızın oraya ulaştığınıı ilk defa senden duydumm o zaman fotocuya yazık olmuşşşSad1
insan bi yardım eder yazık ya keşke ben orda olsaydım kesin yardım ederdim insanlık ödülle parayla satın alınmaz
Sayfa: 1 2
Referans URL