15.09.2007, 02:44 PM
>Uluçınar Köyünden 3 dönümlük bir bahçe satın almaya karar verdim.Iki odalı
>kerpiç bir bağ evinin olduğu bu bahçenin her yanı çim, çiçek ve meyve
>ağaçları ile doluydu. Kiraz, dut, şeftali, erik. Menekşeler, güller,
>kasımpatıları... Evi satan kişiyle tüm bahçeyi dolaştık bir süre. DSI
>sulama kanallarına bağlı arklarının olduğunu, yüksek gerilim hattından da
>kaçak elektrik aldıklarını anlattı. Birden "ne alaka" dedirtecek bir ağaç
>gördüm. Hurma ağacı. Bu yörede hurma yetişmez ki. Marmara Bölgesinde ne işi
>var bunun? Satıcı gülümsedi. Acı bir gülümseyişti bu. "Yıllar önceydi" diye
>başladı anlatmaya. "Hastalandım.Yataklara düştüm.Hastaneye kaldırmışlar
>beni. Ölmek üzereyim. Sanırım ciğerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi
>kesmiş. Sevdiğim bir kız var. Bir gün çıkmış gelmiş hastaneye. Nasıl
>sormuş, nasıl bulmuş. Konuştuk saatlerce. Ağlaştık. "Seni ölene dek
>beklerim" dedi. Sonra tam ayrılık zamanı cebinden bir hurma çekirdeği
>çıkardı verdi. "Bereket versin diye hep yanımda taşırım bu çekirdeği, senin
>olsun" dedi. "Baktıkça beni an, seni beklediğimi bil ve tez iyileş." O
>küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamın cebinde
>sakladım aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldım. Ellerime değen kestane
>renkli saçları oldu. Baktım. Zeytin gözlerini gördüm. Mucize de sen.
>İyileştim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu bahçeye geldim. Hurma
>çekirdeğini bahçeye diktim. Yöresi değildi. Mevsimi değildi. Ama diktim.
>Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Ağaç oldu." Sustu. Çekinerek sordum. "Ya
>sevdiğin kız?" Gözlerindeki parlaklık yaş olup yanaklarına süzülürken, "o
>bir hurma ağacı gibi dayanıklı değildi" dedi. "Gelin oldu. Elin oldu."
edited by isocan
Konu başlıklarınızı küçük harfle yazınız..
>kerpiç bir bağ evinin olduğu bu bahçenin her yanı çim, çiçek ve meyve
>ağaçları ile doluydu. Kiraz, dut, şeftali, erik. Menekşeler, güller,
>kasımpatıları... Evi satan kişiyle tüm bahçeyi dolaştık bir süre. DSI
>sulama kanallarına bağlı arklarının olduğunu, yüksek gerilim hattından da
>kaçak elektrik aldıklarını anlattı. Birden "ne alaka" dedirtecek bir ağaç
>gördüm. Hurma ağacı. Bu yörede hurma yetişmez ki. Marmara Bölgesinde ne işi
>var bunun? Satıcı gülümsedi. Acı bir gülümseyişti bu. "Yıllar önceydi" diye
>başladı anlatmaya. "Hastalandım.Yataklara düştüm.Hastaneye kaldırmışlar
>beni. Ölmek üzereyim. Sanırım ciğerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi
>kesmiş. Sevdiğim bir kız var. Bir gün çıkmış gelmiş hastaneye. Nasıl
>sormuş, nasıl bulmuş. Konuştuk saatlerce. Ağlaştık. "Seni ölene dek
>beklerim" dedi. Sonra tam ayrılık zamanı cebinden bir hurma çekirdeği
>çıkardı verdi. "Bereket versin diye hep yanımda taşırım bu çekirdeği, senin
>olsun" dedi. "Baktıkça beni an, seni beklediğimi bil ve tez iyileş." O
>küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamın cebinde
>sakladım aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldım. Ellerime değen kestane
>renkli saçları oldu. Baktım. Zeytin gözlerini gördüm. Mucize de sen.
>İyileştim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu bahçeye geldim. Hurma
>çekirdeğini bahçeye diktim. Yöresi değildi. Mevsimi değildi. Ama diktim.
>Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Ağaç oldu." Sustu. Çekinerek sordum. "Ya
>sevdiğin kız?" Gözlerindeki parlaklık yaş olup yanaklarına süzülürken, "o
>bir hurma ağacı gibi dayanıklı değildi" dedi. "Gelin oldu. Elin oldu."
edited by isocan
Konu başlıklarınızı küçük harfle yazınız..