29.11.2007, 11:50 PM
Gidiyorum işte!
Huzura bırakıyorum seni.
Özlediğin bir sabah pencerende.
Her yer kar…her yer beyaz ve sessiz.
Dağları düşlersin şimdi…
dağları,
ağaç üstüne düşen kar sesinde
yuvarlanır memleket türkülerin.
Karanlık bir çizgi çekersin doruklardan doğru…
Kayar gider ay düşümünde kırık düşlerin,
her mesafende yüzüne yaklaşır güneş
ve belirir göz çizgilerin.
Soluksuz kaldığında
göğsüne saplanır özgürlük…
Bir yanın acır belki,
belki üşür,
belki de hissiz.
Sıcak gecelerden sevişleri düşle o an.
Seni beklediğimi,
kollarım açık.
Maviyle birleşene kadar dağlar,
beyazında yazmadığım bir mektup gelsin diline.
Rüzgarında, çiy gürültüsünde
dolsun sessizliğine
“seni seviyorum”larım.
Gör ki, beyazın altında yeşilim.
Gülüşüne hasret!
Ayağının kalktığı her yerde
-yerdelenim-
Peşin sıra gelmek isteyip de,
unuttuğun yerde bekleyenim.
Geçecek bu mevsim
ve yalnızlığım sökülecek…
parça parça düşeceğim,
damla damla,
dalga dalga ve
soğuk soğuk yalayacağım ayaklarını.
Gözlerinde akacak üşümelerim.
Esintimde renk verecek sen yanım,
yüzün al al!
Ne beyaz düşler isterim,
ne doruklardan söküp getirmek mevsimi.
Teninde erimek için “kar” olmak istemem,
her tanen, her zerren olmalıyım bu sevdamla.
Can olmalıyım,
soluk olmalıyım…
ötesi sen olmalıyım -sende-
Karanlık perdende sarı kurdelede heyecanım.
Çakraları çalışan dinginlikte en yoğun renginim belki de.
Titriyor yıldızlar ay serinliğinde.
Üşüyen yastık altı düşlerinde avuçla yüzümün bir yanını.
Sen diye baktığım duvarda, sırtımı vermişim öfkelere.
Kapı aralığında süzülüp gelse nefesin,
enseme yapışsa haylaz çocukluğum
ve sarsan bilinmeyen yanımı,
Kucaklasan.
Keşkelerimi,
Korkaklığımı,
Kayıp yanımı
hatta ve hatta kimsesiz çığlıklarımı gömsem bedenine,
Titrek yıldızlar gölgesinde
kızıl bir mevsime bulanık saçlarım
Bu kadar doldurmuşken seni yüreğime.
Yum gözlerini, ben yumdum.
Her şey suskun artık…
Yerdelenim
Yersizim senden öte.
Her şey suskun..!
Huzura bırakıyorum seni.
Özlediğin bir sabah pencerende.
Her yer kar…her yer beyaz ve sessiz.
Dağları düşlersin şimdi…
dağları,
ağaç üstüne düşen kar sesinde
yuvarlanır memleket türkülerin.
Karanlık bir çizgi çekersin doruklardan doğru…
Kayar gider ay düşümünde kırık düşlerin,
her mesafende yüzüne yaklaşır güneş
ve belirir göz çizgilerin.
Soluksuz kaldığında
göğsüne saplanır özgürlük…
Bir yanın acır belki,
belki üşür,
belki de hissiz.
Sıcak gecelerden sevişleri düşle o an.
Seni beklediğimi,
kollarım açık.
Maviyle birleşene kadar dağlar,
beyazında yazmadığım bir mektup gelsin diline.
Rüzgarında, çiy gürültüsünde
dolsun sessizliğine
“seni seviyorum”larım.
Gör ki, beyazın altında yeşilim.
Gülüşüne hasret!
Ayağının kalktığı her yerde
-yerdelenim-
Peşin sıra gelmek isteyip de,
unuttuğun yerde bekleyenim.
Geçecek bu mevsim
ve yalnızlığım sökülecek…
parça parça düşeceğim,
damla damla,
dalga dalga ve
soğuk soğuk yalayacağım ayaklarını.
Gözlerinde akacak üşümelerim.
Esintimde renk verecek sen yanım,
yüzün al al!
Ne beyaz düşler isterim,
ne doruklardan söküp getirmek mevsimi.
Teninde erimek için “kar” olmak istemem,
her tanen, her zerren olmalıyım bu sevdamla.
Can olmalıyım,
soluk olmalıyım…
ötesi sen olmalıyım -sende-
Karanlık perdende sarı kurdelede heyecanım.
Çakraları çalışan dinginlikte en yoğun renginim belki de.
Titriyor yıldızlar ay serinliğinde.
Üşüyen yastık altı düşlerinde avuçla yüzümün bir yanını.
Sen diye baktığım duvarda, sırtımı vermişim öfkelere.
Kapı aralığında süzülüp gelse nefesin,
enseme yapışsa haylaz çocukluğum
ve sarsan bilinmeyen yanımı,
Kucaklasan.
Keşkelerimi,
Korkaklığımı,
Kayıp yanımı
hatta ve hatta kimsesiz çığlıklarımı gömsem bedenine,
Titrek yıldızlar gölgesinde
kızıl bir mevsime bulanık saçlarım
Bu kadar doldurmuşken seni yüreğime.
Yum gözlerini, ben yumdum.
Her şey suskun artık…
Yerdelenim
Yersizim senden öte.
Her şey suskun..!