Mesaj Önizleme 
Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
 
68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER
 09.08.2008, 04:07 PM
#1
Epitaph
DeV-LiS || BJK''
*****

Üye No: 36394
Mesajlar: 4,422
Konular: 50
Katılım: Feb 2008
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Samsun
Ruh Hali: Gicik

Deneme Mod.
68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER


Deniz Gezmiş

Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.

1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.

İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.

1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu(THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.

9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972'de idam edildi
Yusuf Aslan

1947 yılında Yozgat’ın bir köyünde doğdu.
Orta öğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı. 1966′da ODTÜ’ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı, Amerikan Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılmasıydı.
1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin’e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu. 1970 yılında kurulan THKO’nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş’le birlikte Nurhak’a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla’da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı.
6 Mayıs 1972′de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan’la birlikte idam edildi.
Hüseyin İnan

1949′da Kayseri’nin Sariz ilçesine bagli Bozhüyük köyünde dogdu. Ilk
ve orta okulu Sariz’da, liseyi Kayseri’de okudu. 1966′da ODTÜ Idari
Bilimler Bölümü’ne kayit oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu
dernegin bagli oldugu Dev-Genç’e üye oldu. Bu arada TIP’e de
katilarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldi. Ayni dönemde, gerek
Istanbul ve Ankara, gerek Izmir ve diger yörelerde anti-emperyalist
eylemlere katildi; ABD 6.Filo’suna yönelik eylem ve mitinglerin
içinde bulundu. Toprak isgalleri, kirsal yörelerdeki etkinlikler vb.
etkinliklere katildi. 1966-67 ögretim yilinda, gerçeklesen ODTÜ
Hazirlik boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.

Hüseyin Inan, 1968′de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda,
giderek belirginlesen gizli ve dar örgüt fikri dogrultusunda
çekirdek bir grup olusturup, kir gerillasi yoluyla anti-emperyalist
mücadele verme düsüncesini gelistirmeye çalisti. Ankara, özellikle
ODTÜ kökenli olan ve temelini Inan’in attigi grup, daha sonra
THKO’nun çekirdek kadrosunu olusturacakti. Ayni yil Idari Bilimler
Fakültesi’nden çikarilan Hüseyin Inan, ODTÜ yurtlarinda kalmaya
devam etti. 14 Ekim 1969′da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte
Suriye üzerinden Ürdün’e, Filistin Kurtulus Örgütü(FKÖ)’nün asil
gücünü olusturan El Fetih kamplarina gitti. Burada FKÖ’nün yaninda
Israil’e karsi savasti. Israil içlerindeki karakol baskinlarinda
bizzat yer aldi. Subat 1970′de Türkiye’ye geri döndügünde,
Diyarbakir-Antep yolunda bir otobüste yakalandi. Diyarbakirda devam
eden yargilama sonunda, Ekim 1970′de tahliye oldu. Hüseyin Inan
Ankara’ya döndügünde kafasindaki kir gerillasi fikri iyice
berraklasmisti. Benzeri düsünceler tasiyan ve ayni eylem çizgisini
benimseyen, baslarinda Deniz Gezmis’in yer aldigi Istanbul grubuyla
biraraya gelerek THKO’yu kurdu. Inan, kitle hareketleri içinde hemen
hiç taninmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteligi,
insanlarla iliski kurma becerisi ve kararliligiyla grup içinde
sivrilmisti. Deniz Gezmis, sinan cemgil ve Cihan Alptekin’in de yer
aldigi THKO’nun tartismasiz lideri haline geldi. Daha sonra,
yayginlasan silahli eylemlere önderlik etmekle kalmadi, bütün
eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralik 1970′de, Dev-Genç
üyelerinden Ilker Mansuroglu’nun öldürülmesi üzerine, THKO’nun örgüt
olarak kendini ortaya koydugu Kavaklidere Polis Karakolu’nun
kursunlanmasi, 1 Ocak 1971′de Türkiye Is Bankasi Emek Subesi
soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basilarak bir Amerikalinin
kaçirilmasi ve daha sonra dört Amerikalinin kaçirilmasi eylemlerinde
gösterdigi gözüpek tavri ve kararliligiyla THKO’nun varliginda büyük
etken oldu.

24 Mart 1971′de Kayseri’nin Pinarbasi ilçesinde yakalanarak, Deniz
Gezmis ve Yusuf Arslan’la Ankara 1. Nolu Sikiyönetim Askeri
Mahkemesi tarafindan 9 Kasim 1971′de idama mahkum oldu. Idamlarin
önlenmesi için gerek Meclis’te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt
arkadaslari tarafindan çesitli girisimlerde bulunulmasina ragmen
Yusuf Arslan ve Deniz Gezmis’le birlikte 6 Mayis 1972′de idam
edildi.

Ulaş Bardakçi

Hele Ulaş’a Ulaş’a
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş gardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe.

Ulaş’ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer,
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Tohumlar düştü toprağa
Donandı yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa.


1947 yılında Hacıbektaş’da doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra ODTÜ’ye girdi ve burada devrimci düşüncelerle tanıştı. Revizyonizmin ve oportünizmin egemen olduğu bir dönemde, Marksizm-Leninizmin devrimci çizgisini benimsedi. Dev-Genç’in oluşumunda etkin bir biçimde yer aldı. 1970 sonlarında Mahir Çayan yoldaşla birlikte tüm oportünist ve revizyonistlerle olan her türlü bağların kesilmesi ve THKP-C’nin kurulması çalışmalarında etkin bi-çimde yer aldı. THKP-C’nin ilk silahlı eylemlerinde yer aldı. Mayıs 1971 yılında E. Elrom’un kaçırılması üzerine başlatılan “Balyoz Harekâtı” sırasında esir düştü. Kasım 1971′de askeri cezaevinden firar eden beş devrimciden biriydi. THKP-C saflarındaki sağ-sapmanın tasfiyesi ve Öncü Savaşının sürdürülmesi düzeyinde İstanbul’da çalışmayı sürdürdü. 19 Şubat 1972 günü kaldığı ev oligarşinin zor güçlerince kuşatıldı. Ulaş yoldaş, düşmana karşı son kurşununa kadar savaşma kararlılığıyla çatışmaya girişti. Ve sabaha karşı katledilmiştir.


“Ulaş Bardakçı’nın Arnavutköy Üvez Sokak No. 8/1′deki evde gizlendiği istihbar edilmesi üzerine, 19 Şubat 1972 günü saat 07.00′de mezkur mahalle Komiser Muavini Alican Özgenler başkanlığında polis memurları Reşat Okutan, Tamer Gürbüz, Tayfun Ergüven, Turan Koçak, Salim Somun ve Habib Gür’den müteşekkil tim gelmiş, ayrıca ev çevresinde asker ve toplum zabıtası kuvvetlerince çevre emniyeti alınmasını müteakip Alican Özgenler, Reşat Okutan, Tamer Gürbüz ve Turan Koçak, Ulaş Bardakçı’nın gizlendiği öğrenilen Lale Arıkdal’a ait daire kapısını çalmışlardır. Görevliler, kapıyı açan Lale Arıkdal’a evde arama yapacaklarını, başkaca kimse olup olmadığını sorduklarında, adı geçenin gayet soğukkanlı bir şekilde evde yalnız oturduğunu başka bir kimse olmadığını beyan etmesi üzerine tim mensupları derhal eve girerek salon salomanje, bir küçük oda, bir küçük koridor, mutfak ve 2 odadan ibaret dairede arama yapmaya başlamışlardır. Komiser muavini Alican Özgenler ve görevli memurlardan ikisi Lale Arıkdal’dan gerekli görülen bazı konuları sorarken, polis memuru Reşat Okutan küçük koridor nihayetindeki odaya girmiş, oda kapısı soluna düşen köşedeki karyola üzerinde bir erkek ceketinin bulunduğunu görerek arkadaşlarına burada erkek elbiseleri var diye seslendiğinde bu sırada karyolanın karşısındaki duvara bitişik bulunan vinylexten mamul gardrop ön tarafının açıldığını, bir tabanca namlusunun dışarı doğru uzatıldığını görmesiyle birlikte, Ulaş Bardakçı tarafından tabanca ile atışa başlanılmıştır. Bu durum karşısında polis memuru Reşat Okutan ile oda penceresi dışında bulunan diğer görevliler de karşı atışta bulunmaları sonucu, Ulaş Bardakçı, isabet eden kurşunlar sebebiyle ölmüş, görevli polis memuru Reşat Okutan ve Tamer Gürbüz hayati tehlike arzedecek şekilde yaralanmışlardır.
Görevlilerce mahallinde yapılan tesbit ve tahkikte: Ulaş Bardakçı tarafından çatışmada kullanılan 9 mm. çaplı Smith-Wesson marka tabanca ve 62 adet aynı çaplı mermi, yasaklanmış Marksist-Leninist kitaplar ile Ulaş Bardakçı’nın üzerinden 11853,50 lira ve ayrıca gizli haberleşmeyi sağlamada kullanılan harfleri ifade eden muayyen şekillerden ibaret şifre belgesi bulunarak, güvenlik kuvvetlerince zaptedilmiştir.”
THKP-C Davası İddianamesi
İBRAHİM KAYPAKKAYA

İbrahim 2-3 yaşındaydk ki anası ile babası ayrıldılar.Ali kaypakkaya aynı köyden yeniden evlendi,yeni karısı İbrahime hiçbir zaman öz anasını aratmadı.İbarhimin kardeşlerini çogaldı,yoksul evin ekmegi üçken beşe,beşken altıya bölünmeye başladı.
İbo 9 yaşına kadar köylerinde davar güttü,haşarılıgın,dövüşkenligin,agırbaşlılıgın birbiriyle kaynaştıgı ödünsüz inandırıcı bir kişigi vardı.Herşeyi aşırı merak eder,anlamaya çalışırdı,ne iş verilse tutuyor,verilen işi bitirmeden dönmüyordu.9 yaşına geldiginde Ali Kaypakkaya İbo’yu köylerine 20 km uzaklıktaki Karamahmut köyüne gönderdi,orada bacısının yanına verdi,ikinci sınıfı bitirince babası onu bu köyden alıp Ortakışla köyünde okula verdi…
Daha o günlerde yaşıtlarıyla her alanda yarışır ve öne geçerdi fakat hiçbir zaman önde oluşunun kuruntusuna kapılmıyor arkadaslarıyla alay etmiyordu,çogu zaman bir yarışta önde olacagını belli etmezdi bile,bir başkası kendini önde sansın ve sevinsin diye beklerdi.Köyüne,topragına yapışık gibiydi sanki,yerinden ayırsan solabilir izlenimi veriyordu.yanısıra okumaya da garip bir tutkusu vardı,koyun gütmeye giderken bile defter kalem götürür,okuma kitabını defalarca devirirdi.
Beşi bitirdigi yıl ögretmen olacagım demişti babasına.Ali kaypakkaya oglunun bu hevesine arka çıktı,İbo’yu yatılı sınavına soktu,ailece oldukça yoksullardı,İbo sınavı kazandı ve Hasanoglan Ögretmen Okuluna yatılı ögrenci olarak alındı.Ömrünün 6 yılı bu okulda geçti.Yazları ve ara tatillerinde köyüne dönüyor anasına.bacısına yardım ediyor bununla da kalmıyor köylünün ne işi varsa omuz veriyordu.Diger ögrenci arkadasları köylüye karışmaz işe katılmazken İbo köye gelir gelmez ne iş varsa hemen onu yükleniyordu.
İlk devrimci düşünceleri Hasanoglan’da kendi gücüyle bulmaya başlamıştı,okuyor,okuyup geliştikçe davranışları ve ilişkileride degişiyordu.Okulundan köye gelir gelmez ”köylüden biri” oluveriyor,köyün en yoksullarını dolaşıyor hatırlarını soruyor,dertlerini dinliyordu.
16-17 yaşlarına gelmiştiki adını çevre köylerde dahi bilmeyen yoktu.Köylü agzında ”allah evlat verecekse İbrahim gibisini versin” sözü hayırlı bir dilek olarak söyleniyordu.Gücüyle oldugu gibi düşüncesiylede yaşıtları arasında öne fırlaması gericilerin şimşeklerini çekmeye başlamıştı.Okulunda ”yeşili sevmiyorum” başlıgıyla yazdıgı bir yazı ögretmenlerinden birini çok kızdırmış İbo’ya ”peki kızılımı seviyorsun” diyerek bir hayli eziyet çektirmişti.
İbo Hasanoglandan ‘pekiyi’ dereceyle mezun omuştu.Çapa Yüksek Ögretmen Okulu adayları arasına girdi.İstanbul hayatında yeni bir dünya,yeni bir yoldu…
Kendi gücüyle hamurunu yogurdugu ilk ”ilkel devrimci” düşünceleriyle Çapa’ya geldi.İstanbul2a gelişinin daha ilk yılında serpildi ve sivrildi.Hızı tutulmaz bir gelişim gösteriyordu,okulun en verimli,devrimci görüşlere yatkın çocuklarını cevresinde toplamya başlamıştı bile,ögrencilerin yürekli,ilerici unsurları arasında birlik oluşturdu,gecesini gündüzüne katıp onlarla tartışıyor,konuşuyor çogalabilmeleri,gelişip güçlenebilmeleri için çaba harcıyordu.
1967-68 ögretim yılı önceki yıla oranla daha hareketli açıldı,bu genel hareketliligin dogal bir parçasıda İbo’nun çevresinde oluşmuştu,okulda çnder olarak sivrilmişti.Ve İbo Fikir Kuluplri Federasyonuna baglı olarak Çapa Yüksek Ögretmen Okulu Fikir Kulubunu kurdu…İbo için yeni bir dönem başlamıştı,yönetici ve önder kadro oalrak sorumlulugu artmıştı.Bir nokta geldi ki,dalgaların uysal dagılımı rüzgarlandı ve çalkantıya dönüştü.Devrimciler ”Üniversiteleri işgal”eylemi başlattılar.İbo bu işgallerde sabahlara kadar nöbet tutan devrimcilerden birisiydi,konuşmalar yapıyorateş başlarında eylemler üstüne tartışıyor,dövüş alanlarında en öne fırlıyor canla başla çalışıyordu…
1968-69 dönemi gençligin belli aktif unsurlarının bir yanıyla,işçi-köylü kesimleriyle ilişkiler kurmaya başaldıgı bir dönemdi.İbo,6. Filo ve Kanlı Pazar gibi olaylarda önde yürüyen devrimcilerden biri oldugu gibi ö dönemde fabrikalarda ve köylerde çalışan sayılı devrimcilerden de biriydi….
1970, nice yigit gencin ardı ardına düştügü,devrimcilerin baskı şiddet ve vahşete karşın canları agzında direnip çalıştıkları bir yıldı.İbo bu dönemde özellikle revizyonizm üzerine düşünüyor,arkadaslarıyla tartışıyor,onlara revizyonizmi iyi ögrenmelerini söylüyordu.Kırlarda ve kentlerde,köy ve fabrikalrda kitlelerin mücadele ruhunun yükseldigi bir yıldı,birçok kitle eylemi olmaktaydı…Ve kitlelerin yükselen mücadelesi 15-16 Haziranda sokaklarda şekillendi,şehrin dört bir yanından kitlelerin dalgalandıgı bu günlerde İbo’da işçiler arasındaydı,küçük komiteler oluşturmuştu,gece sabahlara kadar bildiri basıyor,gündüz şehirde dövüşün en sıcak yaşandıgı yere koşuyordu,işçilerle kol kola barikatlardan geçiyordu…
1971 yılında çorum köyleinde araştırma çalışmalarına çıktı,onun çorum köylerine dogru yola çıkışı aynı zamanda Türkiyede açık faşizmin tezgahlandıgı günlere denk geldi,derken sıkıyönetim ilan edildi..Birçok devrimci anadolunun çeşitli bölgelerine dagıldı…bu bölgeden ayrılmaya karar verdi…
İbo bu ayrılışından 24 Ocak 1973′e dek zaman zaman İstanbul ve Ankaraya ugramakla beraber genel olarak Tunceli,Malatya,Antep, yörelerinde,Silvan,Nazimiye,Kürecik ilçelerinde,Haydaranlarda,Nurhaklarda,Düzgün Daglarında,yaylalarında dolaştı…
1973′ün ocak ayının 24.sabahıydı İbo ve arkadasları bir anda ateş altındaydılar.Ali Haydar YILDIZ ŞEHİT,ibo yaralanmıştı fakat kalbinin çarpıntısı durmamıştı…beşinci günüydü vuruluşunun indigi ve yardım istedigi köyün gerici muhtarı tarafından ihbar edilerek yakalandı…
17-18 mayıs,üç ay süren işkenceler sonucu İBRAHİM KAYPAKKAYA düşmanı ininde teslim alarak ölümsüzlük kervanına katılmıştır…Ve Nisan Mayıs’a devrederken toprak yeşillenmeye,kar daglara çelikmeye,su kabarmaya,hava ılımaya başlarken aklına İbo düşer Ali Kaypakkayanın,oglunun başucuna gelir çöker…son mektubunun sözleri çınlar kulagında..
……..GİDER….GİDER NİCE KOÇ YİGİTLER GİDER
SENİNDE İÇİNDE BİR OGLUN VARSA ÇOK DEGİLDİR
EY MAVİ GÖK YAGIZ YER BİLESİN Kİ/YÜREGİMİZ KABINA SIGMAMAKTA
ÖRSLE ÇEKİÇ ARASINDA YOGRULDUK/HINCIMIZ DERYA GİBİ KABARMAKTA…….
—İBRAHİM KAYPAKKAYA—-

Mahir Çayan
Türkiye Halk Kurtulus Partisi ve Cephesi (THKP-C)'nin kurucularindan.
Mahir Çayan, 14 Agustos 1945'de Samsun'da dogdu. Babasi devlet memuruydu. Ilkögretimine Üsküdar'da Halil Güçlü Ilkokulu'nda basladi ve Pasakapisi Ilkokulu'nda tamamladi. Ortaokul ve liseyi Haydarpasa Lisesi'nde tamamlayan Mahir Çayan, 1963'te Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ancak burada bir yil ögrenim gördükten sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne kaydoldu.

Bu arada Türkiye Isçi Partisi (TIP)'ne ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)'na bagli SBF Fikir Kulübü'ne de giren Çayan, 1965'de bu örgütün baskanligini yapti. 1967'de kisa bir süre için Fransa'ya gitti. 1968'de Izmir'de 6.Filo'yu protesto gösterilerinde gözaltina alindi, sonra serbest birakildi. Bu yillarda TIP ve FKF içinde baslayan tartismalarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüsünü benimsedi. SBF içindeki etkinliginde bu görüs dogrultusunda davrandi. Yusuf Küpeli'nin FKF genel baskani oldugu bu dönemde, gerek SBF'de gerekse Ankara'daki devrimci mücadele içinde aktif olan Çayan, TIP adina Zonguldak'da ve Karadeniz Ereglisi'nde çalismalarda bulundu. Bu gezide Sadun Aren ile TIP Senatörü Fatma Ismen'in tutumunu elestirdi. Bu konudaki görüslerini "Aren Oportunizminin Niteligi" adi altinda Türk Solu adli dergide yayinladi. Bu arada Milli Demokratik Devrim dogrultusunda ideolojik çalismalarini yogunlastiran Mahir Çayan, Emek dergisinde Kenan Somer'in "Devlet Devrim ve Lenin" ve "Devrim Nasil Tanimlanmali" baslikli yazilarina Türk Solu'nda "Revizyonizmin Keskin Kokusu" adli iki yaziyla cevap verdi.

9-10 Ekim 1969'da Ankara'da yapilan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) adini alan FKF kurultayinda yapmis oldugu uzun konusmayla dikkati çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile davranan Mahir Çayan, 1970'de Gülten Savasçi ile evlendi. 17-18 Ekim 1970'te divan baskanligini Yusuf Küpeli'nin yaptigi son Dev-Genç genel kurulunda da önemli bir konusma yapti. Bu konusmada Mihri Belli ile olan ayriliklarin üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savas stratejisi oldugunu ve bunun bir savas örgütü yani bir parti ile gerçeklesebilecegini savundu.

Bundan sonra 29-30 Ekim 1971'de Ankara'da TIP Genel Kurulu toplandigi sirada, bu kongreye katilmamis MDD görüsünü benimseyen delegelerle ve delege olmayan isçi ve ögrencilerle birlikte düzenlenen "Proleter Devrimcilerin Sohbet Toplantisi"ndan sonra Mihri Belli ve grubu ile olan anlasmazlik kopma noktasina geldi. Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertugrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasiyla yayinlanan 'Aydinlik Sosyalist Dergi'ye Açik Mektup" ise bu süreci noktaladi. Bu sirada birlikte hareket ettigi arkadaslariyla birlikte Türkiye Halk Kurtulus Partisi (THKP)'nin kurulus çalismalarini da yürüten Mahir Çayan, örgütün genel komitesi tarafindan Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga ile birlikte Merkez Komitesi'ne getirildi. Komite içinde yapilan görev bölüsümü sonucunda, THKP'nin siyasal ve ideolojik görüslerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu.

Bu konuda Kurtulus dergisinde yazilar yazdi. "Yayin Politikamiz" ve "Devrimde Siniflarin Mevzilenmesi" baslikli yazilarda partinin devrim anlayisini formüle etti. Daha sonra bu görüslerini "Kesintisiz Devrim I-II-III" adli brosürde daha açiklayici biçime sokarak, kesinlestirdi. Bu arada THKP'nin sehir gerillasi eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Subat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katildi. Subat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulas Bardakçi, Ziya Yilmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte Istanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazirliklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankasi Erenköy Subesi soygununa katildi. Bunun ardindan 4 Nisan 1971'de isadamlari Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçirilip 400 bin liralik fidye alinmasi eylemini arkadaslariyla birlikte gerçeklestirdi. Bu arada Türkiye Halk Kurtulus Partisi'nin tüzügünü Münir Ramazan Aktolga'yla birlikte hazirladi. Ayni günlerde "Ihtilalin Yolu" adli parti bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 17 Mayis 1971 günü Israil'in Istanbul Baskonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçirilmasi eylemini Ulas Bardakçi ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçeklestirdi. 29 Mayis 1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldiklari evden kaçip, sigindiklari bir baska evde Sibel Erkan'i alikoydular. Burada güvenlik kuvvetleri tarafindan kusatildilar.

1 Haziran 1971'de polisin açtigi ates sonunda Hüseyin Cevahir öldü. Intihara tesebbüs eden Mahir Çayan yarali olarak ele geçti. Bir süre hastanede yatan Çayan, daha sonra tutuklanarak hakkinda TCK'nin 146. maddesini ihlal etmekten dolayi dava açildi. Mahir Çayan durusmasinin savunma asamasinda 29 Kasim 1971 günü Ziya Yilmaz, Cihan Alptekin, Ulas Bardakçi ve Ömer Ayna'yla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçti. Bir süre Istanbul'da kalan Çayan, bu süre zarfinda örgüt içinde basgösteren anlasmazligi tartismak üzere 12 Aralik 1971'de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile görüstü. Ancak bu görüsmede bir sonuç saglanamadi ve Çayan içerde olduklari süre içinde partinin çizilmis olan stratejisini terkettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesi'ndeki bu iki arkadasini suçladi. Daha sonra Genel Komite'deki diger üyelerin de onayini ile Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga'nin THKP'den ihraç edilmelerini sagladi.

Ocak 1972'de Istanbul'dan Ankara'ya gelen Çayan, burada Türkiye Halk Kurtulus Ordusu (THKO)'yla birlikte bir eylem yapilmasi konusunda Ertugrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna'yla görüs birligine vardi. Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir Çayan ve arkadaslari 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalisan üç Ingiliz teknisyeni kaçirdilar. Bundan sonra Ingilizlerle birlikte Niksar'in Kizildere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaslari, gizlendikleri evi kusatan T.C Askerleri ile girdikleri catisma sonunda turkiye devrim tarihine direnme ve teslim olmama gelenegini kazandirarak silah arkadaslari ve yoldaslariyla birlikte 30 mart 1972'de sehit dustu.

Daha niceleri[/color] var onları da yazacağım Icon_smile Ama şimdilik bu kadar..

[Resim: issizzzbd7.jpg]
Reçeli'M...(:
Bizimkiler..(((:
Uzakta
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 06:35 PM
#2
Elüüf_xD
<3 MuRaT
*

Üye No: 22266
Mesajlar: 7,771
Konular: 145
Katılım: Sep 2007
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Rize
Ruh Hali: Geveze

Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

Deniz Gezmiş
Yusuf Aslan
Hüseyin İnan ve niceleri..
UNUTMADIK,UNUTMAYACAĞIZ..YAŞASIN DEVRİM KAHROLSUN EMPERYALİZM KAHROLSUN FAŞİZM

[Resim: needuys7sm6mm4.gif]

ßazen Susmak Gerekiyormuş
ßazen ßomboş ßakmak Gerekiyormuş
Hayatın YaLanLarına ; anLamaya
ÇaLışmak saçmaLık ...
AnLamadan Yaşamak Gerekiyormuş
Zaman değiLmiş gideni götüren
AsLında zamanmış var oLanı götüren
Ama ßazen unutmak gerekiyormuş
UnutuLmak pahasına ..
Çevrimdışı
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 07:30 PM
#3
Epitaph
DeV-LiS || BJK''
*****

Üye No: 36394
Mesajlar: 4,422
Konular: 50
Katılım: Feb 2008
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Samsun
Ruh Hali: Gicik

Deneme Mod.
Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

Evet onları unutmadık unutmayacağız da bize unutturamayacaklar...Zaten onların ölümlü olan bedenleriydi onların ruhları ve devrim ateşleri hiçbir zaman sönmeyecek!
Bir söz vardı kimin unuttum ama çok güzel:
Emperyalizma karşı savaşmak suç değildir. Bu kavga M.Kemalle başladı Denizlerle ilerlerdi ve bizlerle sonsuza kadar devam edecektir..
(yeterince açık oldu galiba Icon_smile)

[Resim: issizzzbd7.jpg]
Reçeli'M...(:
Bizimkiler..(((:
(En son düzenleme: 09.08.2008 07:31 PM Epitaph.)
Uzakta
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 07:36 PM
#4
Elüüf_xD
<3 MuRaT
*

Üye No: 22266
Mesajlar: 7,771
Konular: 145
Katılım: Sep 2007
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Rize
Ruh Hali: Geveze

Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

Denizler ölmez ! Denizler unutulmaz ! o sözde gerçekten çok güzelmiş Burcu Icon_smile
ampul'den nefret ediyorum(z).Güneşin zaptı yakın ! kahrolsun faşizm !

[Resim: needuys7sm6mm4.gif]

ßazen Susmak Gerekiyormuş
ßazen ßomboş ßakmak Gerekiyormuş
Hayatın YaLanLarına ; anLamaya
ÇaLışmak saçmaLık ...
AnLamadan Yaşamak Gerekiyormuş
Zaman değiLmiş gideni götüren
AsLında zamanmış var oLanı götüren
Ama ßazen unutmak gerekiyormuş
UnutuLmak pahasına ..
Çevrimdışı
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 07:46 PM
#5
Epitaph
DeV-LiS || BJK''
*****

Üye No: 36394
Mesajlar: 4,422
Konular: 50
Katılım: Feb 2008
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Samsun
Ruh Hali: Gicik

Deneme Mod.
Cvp: Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

chN__eLf demiş kiDenizler ölmez ! Denizler unutulmaz ! o sözde gerçekten çok güzelmiş Burcu Icon_smile
ampul'den nefret ediyorum(z).Güneşin zaptı yakın ! kahrolsun faşizm !
Bu güzel yorumuna Sunay Akın'ın süper bir şiiriyle cevap vericem


DEVRİM

Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek icin
asıldığı çividen indirilmelidir
yapraklari biten takvim

Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir hali

İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve toplu iğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek icin zulmüne
makas denilen patronun

Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

Kim bilir kaç yunus görmüş
Kaç Deniz Gezmiş...
Nazım Ustanın da dediği gibi kankycim Tongue1
Güzel günler göreceğiz güneşli günler..
Hem güneş olunca ampülün yanmasına da gerek kalmayacak Biggrin1

[Resim: issizzzbd7.jpg]
Reçeli'M...(:
Bizimkiler..(((:
Uzakta
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 07:56 PM
#6
Elüüf_xD
<3 MuRaT
*

Üye No: 22266
Mesajlar: 7,771
Konular: 145
Katılım: Sep 2007
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Rize
Ruh Hali: Geveze

Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

nazım usta'da harika biri Sunay Akın gibi (:
ampülsüz günleri güneşli günler içine alacaktır.Devrimin ateşi içine alacaktır.

[Resim: needuys7sm6mm4.gif]

ßazen Susmak Gerekiyormuş
ßazen ßomboş ßakmak Gerekiyormuş
Hayatın YaLanLarına ; anLamaya
ÇaLışmak saçmaLık ...
AnLamadan Yaşamak Gerekiyormuş
Zaman değiLmiş gideni götüren
AsLında zamanmış var oLanı götüren
Ama ßazen unutmak gerekiyormuş
UnutuLmak pahasına ..
Çevrimdışı
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 08:08 PM
#7
Epitaph
DeV-LiS || BJK''
*****

Üye No: 36394
Mesajlar: 4,422
Konular: 50
Katılım: Feb 2008
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Samsun
Ruh Hali: Gicik

Deneme Mod.
Cvp: Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

chN__eLf demiş kinazım usta'da harika biri Sunay Akın gibi (:
ampülsüz günleri güneşli günler içine alacaktır.Devrimin ateşi içine alacaktır.

Bugünler de biraz karamsarlığa düştüm ama bir gün devran dönecektir illaki o zaman bu ampülün son kullanma tarihi dolmuş olacaktır bizlerde o zaman rahata ermiş olacağız...Şu anda o kadar kötü durumda olmamıza rağmen hala umudum vaR inş bunlar da gerçekleşir..
Bir de bir devrimciye sormuşlar adını hatırlayamıyorum da..
İşte idama gidiyor gülerek gidiyor..Cellat soruyor :
Ne bu ölceksin şimdi hiç mi korkmuyorsun...
Devrimci de aynen şöyle diyor:Ölümden ne diye korkayım ki ben varken o yok o varken ben yok! çok hoşuma gitmişti bu söz..
Deniz de Yusuf da Hüseyin de ölüme düğün yerine gider gibi gitmişlerdi işte..Gülerek...
Böyle de olmalıydı..Ama sırf devrimci-kemalist oldukları için de işkence yaparak idam edildiler..
Deniz'e çift ilmek bağladılar ve tam 27 dk asılı durdu acı çekti..Sonra ordaki doktor isyan etti Yusuf ve Hüseyin'e tek ilmek bağlandı..
Deniz'in boyu uzun olduğunu bile bile masanın üzerine tabure koydular asılırken tabureyi ittiler ama Deniz'in boyu uzun olduğu için masaya değdi ayakları bunun için acı çekti (bilerek yaptılar bunu) ve en büyük işkenceleri ise
Birbirlerinin idamlarını izlettiler...
Deniz'inkini Yusuf'a ,Yusuf'unkini de Hüseyin'e...
Bu şerefsizlik canilik değil de denir allah aşkına..
DEniz'in son isteği arkadaşı Taylan'ın yanına göümlmekti bunu yapmadılar,3ünü bir bile gömmediler..O kadar korkmuşlar ki ölülerinden bile korktular şerefsizler...
İnş bir gün devran dönerde Denizlerin ,nice devrimcilerin idamını onaylayanların idamını cezalarını da biz onaylarız(gerçi çoğu şimdi gebermiştir ama neyse)

[Resim: issizzzbd7.jpg]
Reçeli'M...(:
Bizimkiler..(((:
Uzakta
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 08:17 PM
#8
Elüüf_xD
<3 MuRaT
*

Üye No: 22266
Mesajlar: 7,771
Konular: 145
Katılım: Sep 2007
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Rize
Ruh Hali: Geveze

Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

Burcu o kadar açık ve net yazmışsın ki devrimciler bir gün o özgür günlerine kavuşacaktır.Deniz'e Hüseyin'e Yusuf'a yapılanlar-bu şerefsizliği yapanlar- ölseler de öteki tarafda cezalarını alırlar inşallah.Tek Yol Devrim değil de nedir ? faşist köpekler,abd yakaları,emperyalistler..diyecek bir sürü cümle varken o şerefsizlere dil dökmeye gerek yok
DENİZ,HÜSEYİN,YUSUF ÖLMEDİ,ÖLMEYECEK,DEVRİM ATEŞİ HER YANI SARACAK,AMPÜL SÖNECEK..ER YA DA GEÇ

[Resim: needuys7sm6mm4.gif]

ßazen Susmak Gerekiyormuş
ßazen ßomboş ßakmak Gerekiyormuş
Hayatın YaLanLarına ; anLamaya
ÇaLışmak saçmaLık ...
AnLamadan Yaşamak Gerekiyormuş
Zaman değiLmiş gideni götüren
AsLında zamanmış var oLanı götüren
Ama ßazen unutmak gerekiyormuş
UnutuLmak pahasına ..
Çevrimdışı
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 08:27 PM
#9
Epitaph
DeV-LiS || BJK''
*****

Üye No: 36394
Mesajlar: 4,422
Konular: 50
Katılım: Feb 2008
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Samsun
Ruh Hali: Gicik

Deneme Mod.
Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

Evet sönecek..
Menderes de bir zamanlar böyleydi ama gördük sonunu..O da amerikan yalakasıydı şimdi noldu idam edildi...İdama karşıyım ama haksız yere idam edilenler varsa cezalı olanlar da idam edilmeli..Şuna şaşırıyorum namuslu düsürt insnaları Deniz'imi Yusuf'umu Ulaş'ımı Hüseyin'imi İbrahim'imi ,Mahir'imi,Taylan'ımı,Harun'umu,Necdet'imi,Erdal'ımı (tabi bu kadar değil daha kimler var) öldürdüler terörist diye..ama şimdi terorist başı Apo saray gibi bir yerde yaşıyor maşallah...Bu da bana şunu gösteriyor;Bu ülkedeki terorist kalımı ülkesi için bir şeyler yapanlara,mandacılara karşı direbnenlere,amerikan uşağı olmayanlara deniliyor galiba..Çünkü terörist başına ''SAYIN'' diyen bir başbakan taradından yönetiliyoruz..Her şey o kadar meydandaki ama halkımız at gözlüğü takmış hiçbir şey göremiyor...Osmanlı'nın dağılma dönemini yaşıyoruz adete hatta daha vahim durumumuz..ama şu var başka ATATÜRK yok...

[Resim: issizzzbd7.jpg]
Reçeli'M...(:
Bizimkiler..(((:
(En son düzenleme: 09.08.2008 08:29 PM Epitaph.)
Uzakta
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
 09.08.2008, 08:37 PM
#10
Elüüf_xD
<3 MuRaT
*

Üye No: 22266
Mesajlar: 7,771
Konular: 145
Katılım: Sep 2007
Cinsiyet: Bayan
Nerden: Rize
Ruh Hali: Geveze

Cvp (: 68 kuşağı ve onların yollarında yürüyen DEVRİMCİLER

durumumuz cidden dağılmadan daha da vahim.Apo krallar gibi yaşasın başbakan abd yakalası olsun, köylü sefillik içinde yaşasın bu mu adalet ? bu mu eşitlik ? söz de herkesin eşit olduğu bir ülkede yaşıyoruz ama her şey sözde.ATATÜRK öldü yerine faşist,emperyalist,abd uşağı bir hükümet geçti..Amerika'ya satılmış bir ülkenin topraklarında yaşıyoruz resmen.

[Resim: needuys7sm6mm4.gif]

ßazen Susmak Gerekiyormuş
ßazen ßomboş ßakmak Gerekiyormuş
Hayatın YaLanLarına ; anLamaya
ÇaLışmak saçmaLık ...
AnLamadan Yaşamak Gerekiyormuş
Zaman değiLmiş gideni götüren
AsLında zamanmış var oLanı götüren
Ama ßazen unutmak gerekiyormuş
UnutuLmak pahasına ..
(En son düzenleme: 09.08.2008 08:37 PM Elüüf_xD.)
Çevrimdışı
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme 
 


« Önceki Konu | Sonraki Konu »


Foruma Git:


Bize Ulaşın | Kavak Yelleri | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi
Türkçe Çeviri: MyBB, Kodlayanlar MyBB, © 2002-2009 MyBB Group.
.
| kavak yelleri | kavak yelleri resimler | kavak yelleri oyuncular | aslı enver | pelin karahan | dağhan külegeç | ibrahim kendirci | ferit aktuğ | didem inselel |ceren moray | hasan önürdeş |
| elif dizisi | küçük kadınlar | gece gündüz |
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81
who's online